Eğer Türkiye gibi dünyanın merkezinde bulunan bir ülkede yaşıyorsanız
rolünüzün büyük olduğunun farkına varmalısınız. Tarihin her döneminde nice
toplumlarla mücadele etmiş, Anadolu’nun tek varisi olan Türkiye’miz bugün
itibariyle bu rolün büyük bir rol olduğunun farkındadır. Bu rol tarihi misyonun
getirmiş olduğu bir zorunluluktur, sorumluluktur. Bugün ne işimiz var
Suriye’de, ne işimiz var Musul’da, ne işimiz var Balkanlar’da, ne işimiz var
Kafkasya’da, ne işimiz var Afrika’da, ne işimiz var Kıbrıs’ta diyen birtakım
kumaşı Anadolu’nun tezgâhında dokunmamış güruhlara verilecek en büyük cevap da
budur: Türkiye 780 kilometre kareye sığdırılamayacak kadar vizyonu, misyonu,
feraseti geniş bir ülkedir.
Özellikle geçtiğimiz yaz milletimize, Ortadoğu’ya kısacası tüm İslam
Dünyasına yapılmış 15 Temmuz HAÇLI girişimi bunun ne kadar büyük bir ROL
olduğunu bir kez daha göstermiştir. Şimdiye kadar bunun farkına varamamamızın,
pasifte kalışımızın, dünya görüşümüzün belirli bir kalıba sıkıştırılmasının bir
nedeni de biz gençlerin vizyon ve misyonunun oluşturulmamasıdır. Çok değerli
sosyolog Erol Erdoğan’ın da dediği gibi 15 Temmuzun başındaki en büyük faktör
FETÖ, ailesinden koparılmış çocukların oluşturduğu bir örgüttür. Buradan
günümüz gençliğinin ne kadar önemli olduğunun anlaşılması gerekmektedir.
Hamdolsun, Türkiye’miz doksan senedir dar bir kalıba sığdırılan bu
ferasetin önüne bir nebze olsun geçmiş, artık sınırlarımız dışında da ne oluyor
ne bitiyor diye farkına varmıştır. Bunun için içeride ve dışarıda ne olup
bittiği ile ilgilenmektedir. İçeride altyapı projeleri, dışarıda ise bir yandan
terör örgütleri ile savaşmakta bir yandan da gönül coğrafyalarımıza yelken
açmaktadır. Bu kolay bir mesele değildir. Daha üzerinden çok geçmedi. Geçtiğimiz
yaz Türkiye ve onun nezdinde İslam dünyası varlık yokluk mücadelesi olan 15
Temmuzu yaşadı. Siz bir yandan bunun artıklarını temizlerken bir yandan da
dünyada ne olup bitiyor bununla ilgileniyorsunuz. Bu durum Türkiye’mizin artık
ne kadar büyük bir oyuncu durumuna geldiğini gösteriyor. Allah’a hamd olsun.
İşte burada üzerinde durulması
gereken bir nokta ortaya çıkmaktadır. Türkiye yoluna emin adımlarla giderken,
2023 hedeflerine aşkla, büyük bir arzuyla koşarken önem verilmesi,
ilgilenilmesi, sahip çıkılması gereken biz gençler vardır. Bu hedeflerimize
koşarken eğitimli, bilgili, inançlı, devletine milletine her anlamda sahip
çıkabilecek bir gençlik kurmak zorundayız.
Çok üzülerek söylüyorum ki burada bahsettiğim PARTİ GENÇLİĞİ değildir.
Özellikle İktidar Partisinin büyük ağırlık oluşturduğu bu durum hiç de iç açıcı
bir hal almamıştır. Partiler Gençlik Teşkilatı adı altında faaliyet gösterse de
bunun nasıl lanse edildiği önemlidir. Gençlik Teşkilatlarında gençlerin atıl
durumda olduğu çok açık ve nettir. Tamamen getir götür gençliği. Herhangi bir
toplantı yapılacağı zaman, herhangi bir faaliyet gösterileceği zaman aktif rolü
gençler oynamamakta, ya onlara bayrak asma görevi verilmekte, ya temizlik,
taşıma vb. işler verilmekte yahut ana rolde pasif durumda bırakılmaktadır.
Elbetteki bunlar yapılacaktır ancak futbol takımını tutmayı diretme gibi
gençlere dayatılması amaçtan sapmaya neden olmaktadır.
Gençler çok bir şey istememektedir. Sadece sorumluluklarının bir nebze
daha arttırılması, rollerinin hacminin genişletilmesi, kısacası subje değil
özne olmalarının sağlanmasını istemektedir.
15 Temmuz gençlerin tek başına bırakılmamasını, arkasında durulmasını
bir kez daha göstermiştir. Gencimiz yaşlımız ülkeyi emperyalist, hahamist, el
ezen BATI’ya bırakmamak için o gün varını yoğunu ortaya koymuştur. Biz gençlerin
artık ülke yönetiminde söz sahibi olması gerekmektedir.
Bir kez daha yaşadık ki 15 Temmuz gençleri ile Gezi Parkı Eylemlerinin
gençleri bizim gençlerimiz olmakla birlikte amaç bakımından farklı gruplara
hizmet eden bir Gezi gençliği vardı. Gezi gençleri kaldırımlarda sökülmedik taş
bırakmamış, bankaların sökülmemiş ATM’sini bırakmamış, Polis araçlarına hem de
kendi polislerine blok atan bir Gezi gençliği… Yapılan bu eylemler ülkeyi
milyarlarca dolar zarara sokmuş, ülkeyi kargaşa ortamına dönüştürmüştür.
Arap Baharı ile Tunus’ta başlayan ve onun etkileri ile bugün sıcaklığı
Suriye’de, Ortadoğu’da hissedilen olayların bir benzeri Türkiye’de de
çıkarılmaya çalışılmış ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve milletimiz
tarafından bertaraf edilmiştir. 15 Temmuzda gençler bu sefer Gezi benzeri bir
kargaşa ortamı oluşturmak için ortaya çıkmamıştır. 15 Temmuz gençleri ülkeyi başka
devletlerin boyunduruğu olmaktan kurtarmak için ortaya çıkmıştır.
Elbette bize düşen görev burada bitmemiştir. Asıl görevimiz şimdi
başlamıştır. Bu ülkenin topraklarında yaşayıp, bu ülkenin nimetlerinden
faydalanan, yıllardır bütün kurum ve kuruluşlarımızın içine adeta bir kanser
hücresi gibi sızan FETÖ’nün elemanları nasıl bu milleti içinden çökertmek için
çalıştılarsa biz de bu alçak yapıyı temizlemek, onlarla mücadele etmek için her
şeyimizi ortaya koyacağız. Kimsenin ne diyeceğine bakmaksızın doğruyu her yerde
anlatacağız.
Üniversitelerimizin her kademesini alttan üste kadar sarmış olan bu
yapıyı temizleyecek ve buralara devletini milletini seven, gönlü bu topraklarla
birlikte atan, kumaşı Anadolu’nun tezgâhlarında dokunmuş olan genç
akademisyenlerle dolduracağız. Biz gençler olarak üniversitelerimizi ele
geçirmek zorundayız. Bu ülkenin terör örgütlerinin propagandasını yapan
akademisyenlere değil, milletimizin, devletimizin, hakkın, ümmetin öncüsü olan
akademisyenlere ihtiyacı vardır.
İnanıyorum ki yapacağımız işlerle sesimizi daha da
çok çıkaracağız ve Parti gençliğinin değil Türkiye gençliğinin, ümmet
gençliğinin egemen olduğu bir ülke oluşturacağız.
Bu vesile ile bu ülkenin bir ferdi olarak bana kendimi ifade etme
fırsatı verdiğinizden dolayı siz değerli abilerime ve genç kardeşlerime sonsuz
teşekkür eder, kıvılcımın Türkiye’mize oradan da ümmete
sıçramasını temenni ediyor, Allah yar ve yardımcımız olsun diyorum…
İBRAHİM
YAVUZ
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder