1 Şubat 2017 Çarşamba

PARTİ GENÇLİĞİ DEĞİL TÜRKİYE GENÇLİĞİ


   Eğer Türkiye gibi dünyanın merkezinde bulunan bir ülkede yaşıyorsanız rolünüzün büyük olduğunun farkına varmalısınız. Tarihin her döneminde nice toplumlarla mücadele etmiş, Anadolu’nun tek varisi olan Türkiye’miz bugün itibariyle bu rolün büyük bir rol olduğunun farkındadır. Bu rol tarihi misyonun getirmiş olduğu bir zorunluluktur, sorumluluktur. Bugün ne işimiz var Suriye’de, ne işimiz var Musul’da, ne işimiz var Balkanlar’da, ne işimiz var Kafkasya’da, ne işimiz var Afrika’da, ne işimiz var Kıbrıs’ta diyen birtakım kumaşı Anadolu’nun tezgâhında dokunmamış güruhlara verilecek en büyük cevap da budur: Türkiye 780 kilometre kareye sığdırılamayacak kadar vizyonu, misyonu, feraseti geniş bir ülkedir.
   Özellikle geçtiğimiz yaz milletimize, Ortadoğu’ya kısacası tüm İslam Dünyasına yapılmış 15 Temmuz HAÇLI girişimi bunun ne kadar büyük bir ROL olduğunu bir kez daha göstermiştir. Şimdiye kadar bunun farkına varamamamızın, pasifte kalışımızın, dünya görüşümüzün belirli bir kalıba sıkıştırılmasının bir nedeni de biz gençlerin vizyon ve misyonunun oluşturulmamasıdır. Çok değerli sosyolog Erol Erdoğan’ın da dediği gibi 15 Temmuzun başındaki en büyük faktör FETÖ, ailesinden koparılmış çocukların oluşturduğu bir örgüttür. Buradan günümüz gençliğinin ne kadar önemli olduğunun anlaşılması gerekmektedir.
   Hamdolsun, Türkiye’miz doksan senedir dar bir kalıba sığdırılan bu ferasetin önüne bir nebze olsun geçmiş, artık sınırlarımız dışında da ne oluyor ne bitiyor diye farkına varmıştır. Bunun için içeride ve dışarıda ne olup bittiği ile ilgilenmektedir. İçeride altyapı projeleri, dışarıda ise bir yandan terör örgütleri ile savaşmakta bir yandan da gönül coğrafyalarımıza yelken açmaktadır. Bu kolay bir mesele değildir. Daha üzerinden çok geçmedi. Geçtiğimiz yaz Türkiye ve onun nezdinde İslam dünyası varlık yokluk mücadelesi olan 15 Temmuzu yaşadı. Siz bir yandan bunun artıklarını temizlerken bir yandan da dünyada ne olup bitiyor bununla ilgileniyorsunuz. Bu durum Türkiye’mizin artık ne kadar büyük bir oyuncu durumuna geldiğini gösteriyor. Allah’a hamd olsun.
   İşte burada üzerinde durulması gereken bir nokta ortaya çıkmaktadır. Türkiye yoluna emin adımlarla giderken, 2023 hedeflerine aşkla, büyük bir arzuyla koşarken önem verilmesi, ilgilenilmesi, sahip çıkılması gereken biz gençler vardır. Bu hedeflerimize koşarken eğitimli, bilgili, inançlı, devletine milletine her anlamda sahip çıkabilecek bir gençlik kurmak zorundayız.
   Çok üzülerek söylüyorum ki burada bahsettiğim PARTİ GENÇLİĞİ değildir. Özellikle İktidar Partisinin büyük ağırlık oluşturduğu bu durum hiç de iç açıcı bir hal almamıştır. Partiler Gençlik Teşkilatı adı altında faaliyet gösterse de bunun nasıl lanse edildiği önemlidir. Gençlik Teşkilatlarında gençlerin atıl durumda olduğu çok açık ve nettir. Tamamen getir götür gençliği. Herhangi bir toplantı yapılacağı zaman, herhangi bir faaliyet gösterileceği zaman aktif rolü gençler oynamamakta, ya onlara bayrak asma görevi verilmekte, ya temizlik, taşıma vb. işler verilmekte yahut ana rolde pasif durumda bırakılmaktadır. Elbetteki bunlar yapılacaktır ancak futbol takımını tutmayı diretme gibi gençlere dayatılması amaçtan sapmaya neden olmaktadır.
   Gençler çok bir şey istememektedir. Sadece sorumluluklarının bir nebze daha arttırılması, rollerinin hacminin genişletilmesi, kısacası subje değil özne olmalarının sağlanmasını istemektedir.
   15 Temmuz gençlerin tek başına bırakılmamasını, arkasında durulmasını bir kez daha göstermiştir. Gencimiz yaşlımız ülkeyi emperyalist, hahamist, el ezen BATI’ya bırakmamak için o gün varını yoğunu ortaya koymuştur. Biz gençlerin artık ülke yönetiminde söz sahibi olması gerekmektedir.
   Bir kez daha yaşadık ki 15 Temmuz gençleri ile Gezi Parkı Eylemlerinin gençleri bizim gençlerimiz olmakla birlikte amaç bakımından farklı gruplara hizmet eden bir Gezi gençliği vardı. Gezi gençleri kaldırımlarda sökülmedik taş bırakmamış, bankaların sökülmemiş ATM’sini bırakmamış, Polis araçlarına hem de kendi polislerine blok atan bir Gezi gençliği… Yapılan bu eylemler ülkeyi milyarlarca dolar zarara sokmuş, ülkeyi kargaşa ortamına dönüştürmüştür.
   Arap Baharı ile Tunus’ta başlayan ve onun etkileri ile bugün sıcaklığı Suriye’de, Ortadoğu’da hissedilen olayların bir benzeri Türkiye’de de çıkarılmaya çalışılmış ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve milletimiz tarafından bertaraf edilmiştir. 15 Temmuzda gençler bu sefer Gezi benzeri bir kargaşa ortamı oluşturmak için ortaya çıkmamıştır. 15 Temmuz gençleri ülkeyi başka devletlerin boyunduruğu olmaktan kurtarmak için ortaya çıkmıştır.
   Elbette bize düşen görev burada bitmemiştir. Asıl görevimiz şimdi başlamıştır. Bu ülkenin topraklarında yaşayıp, bu ülkenin nimetlerinden faydalanan, yıllardır bütün kurum ve kuruluşlarımızın içine adeta bir kanser hücresi gibi sızan FETÖ’nün elemanları nasıl bu milleti içinden çökertmek için çalıştılarsa biz de bu alçak yapıyı temizlemek, onlarla mücadele etmek için her şeyimizi ortaya koyacağız. Kimsenin ne diyeceğine bakmaksızın doğruyu her yerde anlatacağız.
   Üniversitelerimizin her kademesini alttan üste kadar sarmış olan bu yapıyı temizleyecek ve buralara devletini milletini seven, gönlü bu topraklarla birlikte atan, kumaşı Anadolu’nun tezgâhlarında dokunmuş olan genç akademisyenlerle dolduracağız. Biz gençler olarak üniversitelerimizi ele geçirmek zorundayız. Bu ülkenin terör örgütlerinin propagandasını yapan akademisyenlere değil, milletimizin, devletimizin, hakkın, ümmetin öncüsü olan akademisyenlere ihtiyacı vardır.
    İnanıyorum ki yapacağımız işlerle sesimizi daha da çok çıkaracağız ve Parti gençliğinin değil Türkiye gençliğinin, ümmet gençliğinin egemen olduğu bir ülke oluşturacağız.
   Bu vesile ile bu ülkenin bir ferdi olarak bana kendimi ifade etme fırsatı verdiğinizden dolayı siz değerli abilerime ve genç kardeşlerime sonsuz teşekkür eder, kıvılcımın Türkiye’mize oradan da ümmete sıçramasını temenni ediyor, Allah yar ve yardımcımız olsun diyorum…

İBRAHİM YAVUZ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder