23 Aralık 2017 Cumartesi

CUMHURİYETİ 1923′TE KURDUK, KAYMAĞINI 21.YY’DA YEDİK -1-

20. yüzyılın ilk yarısı hatırlamak istemeyeceğimiz acı tecrübelerle doludur… 1. Dünya Savaşı’nın nedeni bizzat bizdik. Batı artık her şeyini kaybediyordu. Öyle, tarih kitaplarında anlatıldığı gibi değildir hadise. Avrupa, Sanayi Devrimini gerçekleştirmişti belki ama 20.yüzyılın Avrupa Sanayisinde kömür işlevini yitiriyordu. Fabrikaların bacalarının tütmesi için yeni enerji kaynaklarına ihtiyaç vardı. O da petroldü. Petrol de Osmanlı coğrafyasında ganiydi. Emperyalistlerin temsilcileri küçük çaplı bir araştırma yaptılar coğrafyada. Baktılar gördüler ki bölgeden adeta petrol fışkırıyor. Yeni adres belli artık. Bu bölgenin ele geçirilmesi, petrolün buradan taşınması gerekliydi. Bölgenin istikrarsızlaştırılması gerekiyordu. Bunun için de çıban başı olarak gördükleri Osmanlı’nın tasfiye edilmesi, param parça edilmesi gerekiyordu. İşte 1.Dünya Savaşı bizzat bizim için bu nedenle çıkarılmıştı… Aklı sıra bir taşla iki kuş vuruyorlardı. Hem İslam’ın hamisi Osmanlıyı parçalıyor hem de bölgenin zenginliklerini gasp ediyorlardı… Devam…
Savaştan sonra darmadağın bir ülke kaldı geriye. Anadolu’ya sıkıştırıldık, hapsedildik. 14 milyon insan kalmıştı. Sekiz buçuk milyonu kadındı. Kalanların çoğu da yetim, öksüz insanlardı. Bu enkazdan sonra artık Irak’ta neler oluyor bizi ilgilendirmiyordu. Suriye’de neler oluyor bizi ilgilendirmiyordu. Bize uslu durun diyorlardı, oturun oturduğunuz yerde diyorlardı. Bu hal içerisinde cumhuriyeti kurduk. O günün şartlarında çok sevindik cumhuriyeti kurduğumuz için. Bu sevincimizde haklıydık. Çünkü gücümüz yoktu. Bitmiştik. Yalnız burada şunu da belirtmeden geçmeyelim: Cumhuriyet; Laik atak, gerçek manasının dışında kullanılan Cumhuriyet sevicilerinin Osmanlı’dan kurtulduk, batmış, geri kalmış, çağ dışı Osmanlı’dan kurtulduk demek değildir. Cumhuriyet o günün Türkiyesi içerisinde kurmamız gerekin bir sistemdi. Bunu yapmak gerekiyordu. Çünkü Batı’ya yaraşmamız gerekiyordu. Batı’nın bizi alkışlaması gerekiyordu. Öyle de oldu.
Cumhuriyeti kurduk, inkılaplarımızı yaptık! Batı da bize aferin dedi. Şöyle adam olun, uslu durun durduğunuz yerde. Siz bizim artık ileri garnizonumuzsunuz dediler. Biz de bu reçeteye harfiyen uyduk. Her ne yapıldı ise 1923-1950 yılları arasında tek parti olarak faaliyet gösteren CHP döneminde yapıldı. CHP dönemindeki 27 yıl boyunca halka adeta zulmetti. Cumhuriyet yönetimi altında, demokrasi jargonu altında, Jandarma dipçiği altında bir Türkiye yönetimi söz konusuydu. CHP dönemi tek parti dikteliğinin en sert şekilde uygulandığı dönemdi.
O dönemde dış  medyada Türkiye’nin Cumhuriyet, demokrasi yönetimi hakkında hiç de iyi şeyler söylenmiyordu. Hatta hal öyle bir durum almıştı ki, diplomaside “TÜRKİYE CUMHURİYETİ” ibaresi dahi kullanılmıyor, “KEMAL”İN ÜLKESİ” kullanılıyordu. Bu da CHP’nin kurucu başkanı  ve Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’in canını çok sıkıyordu. O zaman bir şeylerin yapılması gerekiyor, Batı’nın gözündeki bu algının ortadan kaldırılması gerekiyor, demokratik bir Türkiye görünümünün dış medyaya karşı oluşturulması gerekiyordu.
Bunun için adım atıldı. Çok partili siyasi hayata geçiş dönemine gidildi. Batı’ya Türkiye’de çok partili bir sistem varmış görünümünün ilk adımı olarak Terakkiperver (İlerici) Cumhuriyet Fırkası kuruldu. Partinin kurulması sonucu durum öyle bir hal aldı ki hiçbir şey beklendiği gibi olmadı CHP açısından…
Devam edecek...
İBRAHİM YAVUZ

18 Aralık 2017 Pazartesi

KUR'AN-KERİM'İN MUCİZELERİ -2-

7- ÇAMURDAN YARATILIŞ

"Andolsun, biz insanı, süzme bir çamurdan yarattık." (Müminun Suresi, 12)

Günümüz teknolojisi ile elde edilen bilgilere göre çamurda bulunan elementlerle insan vücudunda bulunan elementler birebir aynıdır. Bunlar:

Oksijen, karbon, hidrojen, nitrojen, kalsiyum, fosfor, potasyum, sülfür, klor, sodyum, magnezyum, silikon, demir, çinko, bakır, boron, kobalt, vanadyum, iyot, selenyum, manganez, molibden, krom.

8- DNA'DAKİ ÖLÇÜ

"(Allah) Onu  hangi şeyden yarattı? Bir damla sudan yarattı da onu bir ölçüyle biçime soktu. Sonra ona yolu kolaylaştırdı." (Abese Suresi, 18-20)

DNA geçtiğimiz yüzyılda keşfedilmiştir. Bu keşifle  beraber insanların ve tüm canlıların DNA'da bulunan ölçülerle şekil aldığı bulunmuştur. Halbuki Kur'an bize bunu 1400 sene önceden haber veriyor. (İnsanın bir tek DNA molekülünde tam bir milyon ansiklopedi sayfasını veya bin kitabı dolduracak bilgi bulunmaktadır. 

9- MEKKE'NİN FETHİ

"Andolsun Allah, elçisinin gördüğü rüyanın hak olduğunu doğruladı. Eğer Allah dilerse, mutlaka siz Mescid-i Haram'a güven içinde saçlarınızı tıraş etmiş, kısaltmış olarak gireceksiniz." (Fetih Suresi, 27)

Peygamber efendimiz gördüğü bir rüyada yukarıda ayette belirtilen bahsi görmüştü. Allah da Müslümanlara güven içinde Mekke'ye gireceklerini bildirmiş oluyordu.

10- EVRENİN YARATILIŞI

"O gökleri ve yeri yoktan var edendir." (Enam Suresi, 101)

20. yüzyıla kadar evrenin başlangıcının olmadığına, hep var olduğuna inanılmaktaydı. Ancak daha sonraları yapılan gözlem ve deneylerle bunun böyle olmadığı, BÜYÜK PATLAMA (BİG BANG) diye bir olgu ile evrenin yoktan var olduğu bilimsel olarak kabul edilmektedir.

11- DENİZLERİN KARIŞMAMASI

"Birbirleriyle kavuşmak üzere iki denizi salıverdi. İkisi arasında bir engel vardır; birbirlerinin sınırlarını geçemezler." (Rahman Suresi, 19-20)

Yüzey gerilimi nedeniyle farklı yoğunluktaki denizler birbirine karışmamaktadır. Bu durum geçtiğimiz yüzyılda bilinmesine rağmen Kur'an bunu 1400 yıl söylemektedir.

İBRAHİM YAVUZ


17 Aralık 2017 Pazar

KUR'AN-I KERİM'İN MUCİZELERİ -1-

Kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim, hiç şüphesiz ki hayata dair bizlere çok yönlü mesajlar vermektedir. Bunu da Kur'an'daki ayetlerden anlayabiliyoruz. Bizlere verilen bu bilgiler 1400 sene önce açıkça belirtilmişken, biz dönemin teknolojisine, gelişimine bağlı olarak yeni yeni kavrayabiliyoruz. Yüce Allah, Hz. Peygamber (sav) ile vahiy olarak verdiği bu mesajları anlamamızı ve yaşamımızı da ona göre dizayn etmemizi istiyor.

Biz bloktaki köşemizde Kur'an-ı Kerim'deki bu mucizelerin en azından bir kısmını sizlere aktarmaya çalışacağız. Burada aktaracağımız bilgiler Haber7 kaynaklarından alınmış ve tarafımca düzenlenerek aktarılmıştır.

1-KUR'ANDA KARANLIKLAR

"Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı kılan Allah'adır... (En'am Suresi, 1)

Kur'an'da karanlık kelimesi çoğul anlamda "karanlıklar" şeklinde olacak şekilde çoğul anlamda kullanılmaktadır. Öyle ki bize göre tek bir aydınlık vardır ancak karanlık çok sayıdadır. Yani göremediğimiz çok sayıda dalga boyu söz konusudur. Arapça olarak "zulumat"  anlamına gelen karanlıklar kelimesi, Kur'an'da 23 ayette çoğul anlamda kullanılmaktadır. Hiçbir ayette de tekil anlamda kullanılmamaktadır. Hiç şüphesiz bu durum bizim gördüğümüz ışık aralığının dışında çeşitli ışık aralıklarının olduğunun göstergesidir.

2- ALAK'TAN YARATILIŞ

"Yaratan Rabbin adıyla oku. O, insanı bir "alak"tan yarattı. (Alak Suresi, 1-2)

Bilimsel olarak da bilindiği gibi anne karnında, insanın yaratılışı hususunda ilk safhada oluşan hücre zigot hücresidir. Zigot hücresi, rahim duvarına yapışarak damarlara bağlanmaktadır. Alak kelimesi ise "bir yere asılıp tutunan şey" anlamına gelmektedir.

Bu aynı zamanda deriden kan emen sülükler için de kullanılmaktadır. Öyle ki bu Kur'an Allah'ın (cc) sözüdür. 

3- 23 KROMOZOM İŞARETİ

Kur'an'da kadın kelimesi tekil olarak 23 kez, erkek de aynı şekilde 23 kez geçmektedir. Yumurta-sperm birleşmesi sonucunda kadından gelen 23 kromozom ve erkekten gelen 23 kromozom ile 46 kromozom oluşmaktadır.

4- KUR'AN'DA GÜN KELİMESİ

Kur'an'da tekil olarak ""yevm" yani "gün" kelimesi 365 kez geçmektedir. Miladi takvime göre ise 1 yılda 365 gün vardır. (Dünyanın Güneş etrafında dönüşü 365 gün sürmektedir.)

5- DENİZ VE KARALARIN ORANI

Kur'an'da "kara" kelimesi 13 kez, "deniz" kelimesi ise 32 kez geçmektedir. Bu sayıların her biri toplamlarına oranlandığında kara için %29, deniz için ise %71 çıkmaktadır. Bu rakamlar da dünyadaki kara ve denizin oransal dağılımını göstermektedir. 

6- DÜNYA'NIN YUVARLAKLIĞI

"Gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Geceyi gündüzün üstüne sarıp-örtüyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıp-örtüyor."... (Zümer Suresi, 5)

Yukarıdaki ayette geçen "sarıp-örtmek" kelimelerinin arapçası, "yukevviru"dur. Bu kelime yuvarlak cisimlere bir şey sarmak için kullanılmaktadır. Yani ayette dünyanın yuvarlaklık hususuna 1400 sene önce değinilmiş olmaktadır. Hamd olsun...

DEVAM EDECEĞİZ...

SELAM VE DUA İLE...

İBRAHİM YAVUZ