Böyle
bir konu nereden aklına geldi diye soracaksınız, hemen cevaplayayım: Tez
çalışmamdan. Evet, yanlış anlamadınız, tez çalışmamdan. Tez çalışmamı henüz
bitirmediğim için detayına girmeden açayım, tezimin İstanbul Boğazı gemi geçiş
istatistikleri üzerinde çalışırken, dünyadaki diğer su kanallarını araştırmam
gerekti. Bu konu üzerinde çalışırken bir video dikkatimi çekti. Dünyadaki su
yollarının gelişimi… Bu konu üzerinde yazı yazmam gerektiğini, hem araştırır
öğrenirim hem de sizlere de aktarmış olurum diye düşündüm… Hadi başlayalım…
Bilindiği gibi 15. ve 16. yüzyıllarda yani
Coğrafi Keşiflerin henüz başlamadığı yıllarda deniz yollarının hangi şekilde
nereye ulaştığı bilinmediğinden Hindistan’ın Baharatları Baharat Yolu ile,
Çin’in İpekleri de İpek Yolu ile Anadolu’ya buradan da Cebeli Tarık Boğaz’ı
kullanılarak Avrupa’ya ulaşıyordu. (Cebeli Tarık Boğaz’ı Akdeniz’e tek
giriş-çıkış noktasıdır ve günümüzde bunun önemi daha iyi anlaşılacaktır.)
Coğrafi Keşifler’den sonra Avrupa’dan
Hindistan’a, Çin’e ulaşım daha kolay hale geldi. Gemiler Avrupa’dan çıkıp,
Atlas Okyanusundan (Amerika Kıtası ile Avrupa ve Afrika arasında kalan Okyanus)
aşağıya doğru iniyor, Afrika’nın Batısından aşağıya doğru gelip, Afrika
Kıtasının en güney ucundan yani Ümit Burnundan dolanarak Hindistan ve Çin’e
ulaşıyorlardı. Ümit Burnu’nun keşfi ile beraber Cebeli Tarık Boğazı da önemini
yitirmiş oluyordu. Çünkü artık Cebeli Tarık Boğazı kullanılıp oradan Akdeniz’e
oradan da karayolu ile Hindistan ve Çin’e gidilmesine gerek kalmayacak,
doğrudan denizyoluyla gidilebilecekti…
Kızıldeniz’e gelelim şimdi de. Bilindiği
gibi o bölge petrol ve enerji açısından son derece önemli bir bölge.
Kızıldeniz’in hemen üzerinde Afrika ile Orta Doğu’yu birbirine bağlayan küçük
bir kara parçası var. Orada Süveyş Kanalı’nın açılmasıyla Kızıldeniz daha da
önemli haline geldi. Kızıldeniz’in aşağısında Kızıldeniz’i Hint Okyanusuna
bağlayan Bab-ül Mendep Boğazı var. Süveyş Kanalı’nın açılmasıyla beraber Ümit
Burnu da önemini kaybetmiş oluyordu. Çünkü Avrupa’dan çıkan bir gemi Afrika’nın
en güney kısmına gidip, Ümit Burnundan dönüp Hint Okyanusuna oradan da
Hindistan ve Çin’e ulaşmak yerine daha kısa yoldan; Avrupa’dan çıkan bir gemi
hemen Cebel-i Tarık Boğazı’ndan geçerek, oradan Akdeniz’e, oradan Süveyş Kanalı
yoluyla Kızıldeniz’den geçerek Bab-ül Mendep’ten dönüp Hint Okyanusuna varmış
ve böylelikle kolaylıkla Hindistan ve Çin’e ulaşabilecektir.
Gelelim şimdi de Amerika Kıtasına.
Bilindiği gibi Amerika Kıtasının Batı kısmındaki okyanus Pasifik Okyanusudur.
Aynı zamanda Asya’nın Doğusu da Pasifik Okyanusudur. Dünyanın yuvarlak olduğunu
düşündüğümüzde Amerika Kıtası’nın Batısı ile Asya’nın Doğusu birbirine oldukça
yakındır. Bu kısa bilgiden sonra Amerika Kıtası bölgesine bakalım. Panama
Kanalı yapılmadan önce Amerika’nın Batısından çıkan bir gemi kıtanın en
güneyindeki Macellan Boğazı’ndan geçerek Atlas Okyanusuna ulaşıyor buradan da
Avrupa’ya veya başka bir yere geçmek zorunda kalıyordu. Ancak dünyanın en
pahalı kanalı, batma çıkma yoluyla geçişlerin yapıldığı Panama Kanalı’nın
yapılmasından sonra Macellan Boğazı önemini yitirmiş oluyordu. Çünkü o kadar
yolu dolaşmak yerine direkt olarak Panama Kanalı’ndan geçerek Atlas Okyanusuna
oradan da Avrupa’ya ulaşılabiliyor hale geldi.
Bering Boğazı… Kuzey Buz Denizi’ni Pasifik
Okyanusu’na bağlayarak önemli bir geçiş noktasını oluşturmaktadır.
Bizi ilgilendiren Çanakkale ve İstanbul
Boğazları da var tabiki. Karadeniz’e açılan kapılara sahibiz. İstanbul Boğazı
tarih boyunca sahip olunmak istenen bir geçiş noktası. İşin ucunda İstanbul var
da o yüzden. Gemi trafiğinin en yoğun merkezlerden biri aynı zamanda…
Şimdilerde su medeniyetine yeni bir üye
daha eklenmek üzere. O da Kanal İstanbul… Son dönemlerin en büyük mega
projelerinden biri olarak görülüyor. Her ne kadar Kanal İstanbul’un açılmasıyla
birlikte İstanbul Boğazı önemini koruyacak olsa da gemi trafiğinin rahatlaması
açısından büyük proje olacak…
Kanal İstanbul’un tamamlanması ile
birlikte projenin hem bölge ekonomisine hem de ülke ekonomisine büyük katkılar
sağlayacağı düşünülmektedir. İstanbul Boğazı’ndan geçen gemi trafiğinin de
yoğun olduğu düşünülürse, Kanal İstanbul’un tamamlanması ile birlikte gemi
geçişlerinin buradan yapılması büyük bir kolaylık sağlayacaktır.
Kanal İstanbul’dan geçecek gemiler
İstanbul Boğazı’nda olduğu gibi beklemek zorunda kalmayacak, hem zamandan
tasarruf edecek hem de bekleme maliyetine katlanmamış olacaklardır. Özellikle
tehlikeli madde içeren tankerleri taşıyan gemiler İstanbul Boğazı’nda risk
oluşturmaktan çıkmış olacaklardır.
Görüldüğü gibi coğrafi keşiflerden önce ve
sonra dünya ticaret yollarının nasıl şekillendiği, en kısa yoldan hedefe nasıl
ulaşılabileceği büyük önem kazanmıştır. Bunun en büyük örneklerinden birini son
dönemde Türkiye gerçekleştirecektir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan
dışarıdan gelen tüm çatlak seslere rağmen Kanal İstanbul’un hayata
geçirileceğini söylemektedir. Kendisi de her zaman söyler su medeniyettir, her
kapıyı açar diye…
Selam ve dua ile…
İBRAHİM
YAVUZ
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder