10 Şubat 2018 Cumartesi

KEŞFEDİLEMEYEN PADİŞAH: SULTAN ABDÜLHAMİD

10 Şubat 1918... Emperyalist devletlerin yıkmaya çalıştığı, kurtlar sofrasının içinde yok etmeye çalıştığı, Ceddimiz Osmanlı İmparatorluğu'nu dehasıyla 33 sene boyunca yöneten ve Osmanlı'nın adeta ömrünü uzatan padişahın vefatının üzerinden tam 100 yıl geçti. Biz bugün hala onun dehasını, bu devleti ayakta tutmak için neler yaptığını konuşuyoruz. Kimimiz ona Kızıl Sultan kimimiz ona Tıpkı Talha Uğurluel gibi BİR DEHANIN İZLERİ, ULU HAKAN diyebiliyoruz.

Her şeyden önce ona kimlerin KIZIL SULTAN  dediğine bakmak gerekiyor. Evet, yanılmadınız, Türk düşmanları, Müslüman düşmanları, Osmanlı düşmanları, İslam düşmanları... Ama o bunların hiçbirini hak etmemişti. O sadece cedlerinin emanet ettiği bu devleti ayakta tutmanın yollarını arıyordu. Cedleri 2. Mahmud, Abdülaziz'in başına gelenleri biliyordu. Onların  durumuna düşmemek için kendi düşüncelerinin, devletle ilgili öngörülerinin, politikalarının düşmanlar tarafından bilinmemesi gerekiyordu. Bunun için bir şeyler yapmak gerekiyordu. Öyle de yaptı...

Bunun için MASLAK KASRI'NA gitmemiz gerekecek. O günlerde MASLAK KASRI, İstanbul'un dışında, ıssız bucaksız, kimsenin bilmediği bir mevkide kalıyordu. 

Özellikle de şunu belirtmek gerekiyor. Sultan 2. Mahmud döneminden itibaren Osmanlı devlet adamları Topkapı Sarayı'nda kalamaz olmuşlardı. Devleti rahat yönetebilmek için başka yerler gerekiyordu. Sultan Abdülmecid Han Dolmabahçe, Sultan Abdülaziz de Beylerbeyi ve Çırağan Saraylarını inşa ettirdi. Bu iki hükümdar döneminde devlet buralardan yönetildi. 

Sultan Abdülhamid ise çok mütevazi bir kişiliğe sahipti. Bu saraylarda kalmayı bir türlü içine sindiremedi. Aslında bunun başka bir nedeni daha vardı. Amcası Sultan Abdülaziz'in bulunduğu Dolmabahçe Sarayı'nın denizden nasıl çevrildiğini, amcasının nasıl katledildiğini biliyordu. Bu nedenlerle burada kalmak istemiyordu. 

Ona gözden uzak, sessiz sakin, denizden uzak bir yer gerekiyordu. Buna en uygun yer MASLAK KASRI'YDI. Sultan Abdülhamid Han şehzadelik yıllarını burada geçirmişti. Burada kendisini olağanüstü bir şekilde yetiştirmiştir. Kitap okumalarını yapmış, dünya siyasetini buradan takip etmiştir.

Abdülhamid Han'ın gözden ırak bu yaşantısının çok büyük faydaları olmuştur.  Bu her şeyden önce devlet üzerinde derin emelleri olanların, Osmanlı'nın yıkılmak üzere iken tekrar ayağa kalkmasını istemeyenlerin canını sıkacaktır. Osmanlı'nın başında devletine sahip çıkacak adamların olmaması gerekmektedir. Aslında dışarıdan bakıldığında Abdülhamid Han görünüşte tam da onların istediği gibi biriydi. Devletten uzaktı. 

İşte Osmanlı düşmanlarının kaçırdığı nokta burasıydı. Abdülhamid'i çözememişlerdi. Uzakta, Maslak'ta yaşıyor diye onu dikkate değer bulmamışlardı. Eğer onu keşfedebilmiş olsalardı onu kesinlikle devletin başına getirmezlerdi. 

Ama her şeyin başında kader vardı. Bu devletli padişahı kendi elleriyle tahta oturtacaklardı... Sultan Abdülaziz Han katledilerek tahttan indirildikten sonra İhtilalciler istediklerini yaptırabilecekleri 5. Murad'ı tahta oturtacaklardı. Fakat Sultan Murad özellikle amcası Abdülaziz'in katlinden sonra var olan hastalığı iyice artmış, gelgitler yaşamaya başlamıştır. 

İhtilalciler Sultan Abdülaziz'i tahtan indirdiklerinde akli melekelerinin yerinde olmadığını ileri sürmüşlerdi. Yine 5. Murad'ın da bu hareketlerinden korkuyorlardı. Bu yüzden onun kılıç kuşanma merasimi bile yapılmadı. Bu yüzden de hiçbir zaman resmi Osmanlı padişahı olamamıştır.

Artık su götürmez olmuştu. Murad'ın da tahttan indirilmesi gerekiyordu. Büyük umutlarla tahta çıkardıkları 5. Murad'ı 3 ay sonra indirmek zorunda kalan ihtilalcilerin aklı MASLAK KASIRLARINDAYDI. Şehzade Abdülhamid'in tam da kendi çizgilerine hizmet edecek biri olduğunu düşünüyorlardı. Güya kendilerine sorgulamayan, her denileni yapan biri lazımdı. Onun da Şehzade Hamid olduğunu düşünüyorlardı. 

Fakat öyle mi olacaktı? Abdülhamid onlara mı hizmet edecekti. Elbette hayır. Kısa bir süre sonra alçak ihtilalciler nasıl bir sert kayaya çarptıklarını anlayacaklardı. Daha şehzadelik döneminde, padişah olduğunda devlet adamlarının listesini hazırlayan BİR DEHA MİSALİ ABDÜLHAMİD HAN devletine yaptıkları yüzünden onların burnundan fitil fitil getirecekti...

NOT:Kaleme aldığım bu yazı Sanat tarihçisi TALHA UĞURLUEL'in BİR DEHANIN İZLERİ ABDÜLHAMİD HAN kitabının 49-61 sayfalarından yararlanılarak hazırlanmıştır.

İBRAHİM YAVUZ 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder